Cevaplanan Sorular

1. Soru
Kur'an ayetleri neden iniş sırasına göre yazılmamıştır? Allah yanlış mı göndermiş? Hz.Muhammed, Allah'ın sırasını yanlış gönderdiği ayetleri tekrar mı düzenletmiştir? Eğer Hz.Muhammed sırasını belirlediyse neden ölmeden önce ciltletmemiştir? Kur’an-ı Kerim neden 23 yılda indirilmiştir? Allah’ın insanlığa göndereceği kitabı hazırlaması 23 yılını mı almıştır?

2. Soru
Allah, Tin suresi 4. ayetinde “Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır.” der.
Peki Allah insanı olabilecek en güzel şekilde yaratmışken, müslümanlar neden sünnet olur?
Allah erkekleri kusurlu mu yaratmıştır ki sonradan düzeltme yapılması gerekmiştir?
Bu durumda sünnet olmak Allah’a karşı gelmek değil midir?

4. Soru
Alâk suresi 2. ayette “O, insanı alâktan yarattı” der. Alâk kelimesinin, Muhammed döneminde en sık kullanılan ve bilinen anlamı “kan pıhtısı”dır ve günümüzde insanın kan pıhtısından oluşmadığı bilinen bir gerçektir. Alak"ın ilk kelime anlamı olan "pıhtılaşmış kan" yerine; mütedeyyin kesim, işlerine gelmediği için bu anlamını kullanmayı tercih etmiyor. Tercih ettikleri neymiş? Asılı duran! Buradan nereye varıyorlar; tabii ki embriyoya.
Oysa ki, Alak kelimesinin "asılı duran" anlamının yanında "sevgi", "sülük" gibi anlamları da var. Neden illa ki işlerine gelen anlamı tercih ediyorlar?
Ayrıca Musevilik'de de insanın bir kan pıhtısından oluştuğu söylenir ki bunun kökeni de eski Mısır'a kadar gider. Eski Mısır'da kadınlar hamilelik döneminde adet olmadıkları için, akmayan kanın, rahimde biriktiği, pıhtılaştığı ve insanın bu pıhtılaşmış kandan olduğuna inanılırdı.
Yani, Kuran'da, Alak kelimesi kan pıhtısı anlamında kullanıldı ve bu da eski Mısır'dan kopyalamadır. Kur’an, Allah kelamı olsaydı, eski Mısır’dan kopyalamaya ihtiyacı olmazdı.

5. Soru
Alâk suresi 14. ayette Ebu Cehil hakkında “o, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?” yazmaktadır.
Ancak Alâk suresi Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi olduğu için; daha Hz.Muhammed’e insanlara Allah’ın varlığını tebliğ etmesi emredilmemiştir.
İslamı insanlara tebliğ etmesi, ancak peygamberliğinin 4. yılında emredilmiştir.
Ebu Cehil, Allah’ın varlığını ve yaptıklarını gördüğünü nereden bilebilir?

6. Soru
Alâk suresi 17. ve 18. ayetler şöyledir:
17- O hemen çağırsın kurultayını, meclisini!
18- Biz de çağıracağız zebanileri!
Allah’ın Ebu Cehil ve meclisini yenmek için zebanilere mi ihtiyacı vardır?
Allah’ın “ol!” demesi yeterli değil midir ki Allah; Ebu Cehil’i biz zebanileri çağıracağız diye tehdit etmektedir?

8. Soru
Müddessir suresi 31. ayette ve Fatır suresi 8. ayette geçen “Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola getirir.” sözü ne anlama gelmektedir?
Allah dilediğini şaşırtıyorsa, bu şaşırtılmış olanlar neden cehennemde cezalandırılırlar?
Allah dilediğini doğru yola getiriyorsa, doğru yola gelenler neden cennet ile ödüllendirilirler?
Kimin şaşırıp kimin doğru yola geleceğine Allah karar veriyorsa, imtihan bunun neresinde ve hesap günü nedendir?

9. Soru
Fatiha suresi şu şekildedir: Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla ﴾1﴿ Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. ﴾2﴿ Rahmân ve rahîm ﴾3﴿ Ödül ve ceza gününün tek hâkimi. ﴾4﴿ (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. ﴾5﴿ Bizi dosdoğru yola ilet; ﴾6﴿ Nimetine erdirdiklerinin yoluna; gazaba uğramışların yoluna da, dalâlete sapmışların yoluna da değil! Âmin! ﴾7﴿
Görüldüğü gibi surenin başında “de ki!”, “onlara söyle” ya da “bana şöyle dua edin” gibi bir cümle yok!
Kur’an-ı Kerim, Allah kelamıysa, peygamberin değil sadece Allah’ın sözlerinden oluşuyorsa; Allah burada kime seslenmektedir? Allah kime “Bizi doğru yola ulaştır” demektedir?

10. Soru
Tebbet suresinde, Ebu Leheb’e lanet edilmektedir. Onun cehenneme gideceği Allah tarafından belirtilmiştir. Neden hesap günü gelmeden Ebu Leheb’in cehenneme gideceği belli edilmiştir? İnsanlar hesap gününde sorgulanıp ona göre cennete veya cehenneme gönderilmeyecekler miydi? Ebu leheb ve karısına neden böyle bir istisna yapılmıştır? Eğer Ebu Leheb sonradan tövbe edip islama dönseydi, Allah onu affetmez miydi? Allah bağışlayıcı değil midir? Biz aciz insanoğlunun hata yapabileceğini bilmemekte midir? Allah Ebu Leheb’in ölene kadar islamı kabul etmeyeceğini bildiği için ona cehennem haberini verdiyse, yani Allah onun islamı kabul etmeyeceğini başından beri biliyorsa neden yaratmıştır? Allah Ebu Leheb’i ve karısını doğrudan cehennemde yakmak için mi yaratmıştır?
Bu sorunun tam tersi, aşere-i mübeşşere için de geçerlidir. Hayattayken cennetle müjdelenen on kişi, sonradan şirke düşmüş olsalar dahi, Allah onlara verdiği cennet sözünü tutacak mıydı? Yoksa ilahi adalet gereği, sözünden dönüp onları cehenneme mi gönderecekti? Peki, Allah sözünden döner mi?

11. Soru
Büruc suresi 21-22. ayetlerde ve Kur’an’ın birçok yerinde geçen “Levh-i mahfuz” Kur’an-ı Kerim’e göre kainatta olmuş veya olacak olan her şeyin eksiksiz olarak yazılı olduğu Allah katında bir kitaptır. Bu kitapta şu an bu yazıyı okuduğunuz dahi yazmaktadır, ve siz daha doğmadan önce yazılmıştır.
Enam suresi 59. ayet’e göre bir yaprağın yere düşüşü dahi bu kitapta yazılıdır. Buna göre; önünde içki şişesi duran bir insan düşünelim. Bu kişi içkiyi içip içmeyeceğine henüz karar vermemiş, yani içip içmeyeceğini kendisi bile bilmiyor, ancak Levh-i Mahfuz da onun içkiyi içip içmeyeceği çoktan yazılı bile! Bu kişinin Levh-i Mahfuz da yazılı olanın dışında hareket etmesi imkansız ise bu kişi neden cezalandırılır? Bu kişi sadece Allah’ın kainatta onun için yazdığı rolü oynamıyor mu? Aksini yapmasının mümkün olmadığı, Allah tarafından kendisine yazılan bu rolü oynadığı için neden cezalandırıyor?


