6. Soru
Alâk suresi 17. ve 18. ayetler şöyledir:
17- O hemen çağırsın kurultayını, meclisini!
18- Biz de çağıracağız zebanileri!
Allah’ın Ebu Cehil ve meclisini yenmek için zebanilere mi ihtiyacı vardır?
Allah’ın “ol!” demesi yeterli değil midir ki Allah; Ebu Cehil’i biz zebanileri çağıracağız diye tehdit etmektedir?

Cevap
Ebû Cehil, “Lât ve Uzzâ’ya yemin olsun, Muhammed’i namaz kılarken görürsem mutlaka ensesine binip yüzünü toprağa sürteceğim!” diyerek onun namaz kılmasını engellemeye karar vermişti.
Resûlullah’ı İbrâhim’in makamında namaz kılarken gören Ebû Cehil, “Ben sana namaz kılma demedim mi!” diyerek onu tehdit edip engellemek istemiş, Hz. Peygamber de ona sert bir şekilde karşılık vermişti. Ebû Cehil, “Sen beni ne ile tehdit ediyorsun? Vallahi ben bu memlekette adamları en çok olan kimseyim” demiş, bunun üzerine bu âyetler inmiştir (bk. Kurtubî, XIX, 127)
Bu ayetler, arkasındaki kalabalığa güvenip şımaran bir kabadayıya, “Senin güç sandığın şey benim için bir hiç” mesajını verir. Kur’an’ın Ebu Cehil’e hitabı şöyle bir sahne kurar: O, kabilesine güvenmiştir; Allah ise “Sen topluluğunu çağır, benim sadece zebanilerim bile sana yeter” diyerek kudret farkını gözler önüne serer.
Burada mesele Allah’ın bir şeye ihtiyaç duyması değildir. Tam tersine, insanların boş bir özgüvenle, Allah’ın elçisine saldırmasını durdurmak için hikmetli bir anlatım dili kullanır. Çünkü imtihan dünyasında işler sebepler üzerinden yürür; meleklerin görevlendirilmesi de bu düzenin bir parçasıdır.
Yani: bu ayetler, kuru bir tehdit ya da güç gösterisi değil, muhataba acziyetini fark ettiren, “Allah’ın mesajının kullarına iletilmesine engel olanın iki yakası; ya bu dünya da ya da öteki dünyada bir araya gelmez” bağlamında ilahî bir uyarıdır.
Uzun cevap için:
1. Allah’ın kudreti açısından durum nedir?
Ehl-i Sünnet’e göre:
• Allah’ın bir şeyi yok etmesi için hiçbir sebebe, aracıya veya meleğe ihtiyacı yoktur.
• “Ol!” der ve olur. Bu mutlak kudret gerçektir ve ayetlerde de açıkça yer alır.
Dolayısıyla, Allah’ın Ebu Cehil’e karşı zebanileri çağırmaktan bahsetmesi, “Allah’ın gücü yetmediği için bir yardıma ihtiyaç duyduğu” anlamına gelmez.
2. Peki ayette neden zebanilerden bahsediliyor?
Tefsirlerde bu şu şekilde açıklanır:
a) Bu bir tehdit üslubudur (tevhîdî kudretin gösterilmesi)
Kur’an’da Allah’ın bazı şeyleri aracılar üzerinden dile getirmesi, kudretini göstermek ve muhatabı korkutmak içindir.
Ebu Cehil, Mekke’nin en kibirli lideriydi, arkasında sosyal bir güç ve kurultay vardı. Ayette geçen ifade:
“O meclisini çağırsın; biz de zebanileri çağıracağız.”
Bu, “Sen gücüne güveniyorsan bütün gücünü topla; ben de sana karşılık cehennem görevli melekleri gönderirim.” demektir.
Bu, karşı tarafın aczini göstermek için kullanılan edebî bir meydan okumadır.
b) Sebepler âleminde imtihanın gereği olarak melekler görevlendirilir
Allah’ın kudreti mutlak olsa da, dünya ve ahiret düzenini sebeplerle yürütmesi, imtihanın hikmetidir. Meleklerin varlığı, onların görevli oluşu, Allah’ın kudretine bir eksiklik eklemez; bilakis ilâhî düzenin, adaletle işleyişini gösterir.
Nasıl ki:
• yağmuru Allah yaratır ama melekler vasıtasıyla indirir,
• canı Allah alır ama Azrâil bir vesiledir,
Aynı şekilde zebâniler de Allah’ın yaratıp görevlendirdiği memurlardır.
c) “Biz çağıracağız” ifadesi azabın ciddiyet ve dehşetini artırmak içindir
Ebu Cehil’in en büyük gücü, arkasındaki kabilesi ve siyasî ağırlığıydı.
Allah ise ayette şöyle demiş olur:
“Sen dünyadaki desteğine güveniyorsun ama ben ahirette seni, hiçbir gücün fayda etmeyeceği meleklerle karşılaştıracağım.”
Bu, bir edebî tehdit, yani "azabın şiddetini bildirme" stilidir.
3. Allah’ın kudreti ile meleklerin görevlendirilmesi çelişir mi?
Ehl-i Sünnet’e göre çelişmez.
Çünkü:
• Allah meleklerle iş yapmayı murad ettiği için yapar,
• melekler sebep olarak vardır,
• sebebi yaratan da sebebi etkili kılan da Allah’tır.
Dolayısıyla:
Allah’ın melekleri kullanması, bir eksiklik değil, kudret ve hikmetinin bir göstergesidir.